ev

bulaşık, çamaşır, yüzey (cam, halı, yer, fayans, küvet, vs.) temizleyiciler, lavabo açıcılar, tuvalet temizleyiciler, mobilya bakımı…

kişisel bakım

nemlendiriciler, temizleyiciler, maskeler, banyo ürünleri, tıraş ürünleri, deodoran, ağız bakımı, güneş koruması…

anne-çocuk

hamilelik, bebek banyo ürünleri, alt bakımı

gıda ve sağlık

doğal beslenme ve doktorculuk…

hobi

sanat, marangozluk, bahçe, böceksavarlar, evcil hayvan bakımı…

Ana Sayfa» kategori dışı

Bir İyilik Yap Başkasına

| Mart 20, 2014Yorum Yok | 2.872 görüntüleme

Ne çok çalışıyoruz. Ne yoğun gündemimiz… Birçoğumuz, yapılacak işler listemizdeki acil maddeleri temizlemeye çalışmaktan kendimize vakit ayıramıyoruz. Hal böyle olunca, içimizdeki o derin boşluğu doldurmayı vaat eden bütün reklam sloganları kendimizi şımartmak üzerine: “Çünkü ben buna değerim.” “Şımart kendini.” “Bir iyilik yap kendine!”

Diğer taraftaysa, şiarı “İyilik yap, denize at” olan bir grup insan var.

Bir veli toplantısı sonrası sadece caddeye kadar beni arabasına alan, ama sonra hiç de yolunun üzerinde olmadığı halde gideceğim yere kadar götüren diğer şube velisi buna güzel bir örnek. “Ben her gün en az bir iyilik yapmaya çalışıyorum. Bugünün iyiliği de bu olsun,” demişti. İsmini yanlış hatırlıyor olabilirim (Leyla?), ama bu davranışını ve gülümsemesini her gün hatırlıyorum.

“İyilik peşinde koş”an Adım Adım oluşumundan bir arkadaşımız, World Giving İndex’te Türkiye’nin 145 ülke arasında 137. sırada olduğunu söylüyor. “Anadolu kültürünün temelinde olan bir şey acaba ne zaman nasıl ortadan kayboldu?” diye de soruyor. Karşılıksız vermek neden “enayilik” kabul edilir oldu? Bize doğrudan fayda sağlamayacak adımları atmayı neden fuzuli buluyoruz? Veya attığımızda etrafımızdakilere gerekçelerimizi açıklamak zorunda kalıyoruz?

balonFoto: themetapicture.com

Bugünlerde sosyal medyada şöyle bir hikâye dolaşıyor: Bir seminerin katılımcılarına birer balon dağıtılıp, üzerlerine isimlerini yazmaları isteniyor. Sonra balonların hepsi toplanıp bir odaya konuyor. Katılımcılardan, odaya dalıp, beş dakika içinde kendi balonlarını bulmaları isteniyor. Manzara tam bir kaos. Birbirleriyle çarpışan, itişip kakışan insanlar… Sonuçta bir tanesi bile kendi balonunu bulamıyor.

Daha sonra, herkesten rasgele bir balon alıp, balonu sahibine vermesi isteniyor. Birkaç dakika sonra herkes balonuna kavuşmuş oluyor. Konuşmacı bunun üzerine şöyle diyor: “Hepimiz mutluluk peşindeyiz. Nereye bakacağımızı bilmeden, deli gibi mutluluğu arıyoruz. Halbuki bizim mutluluğumuz, başkalarının mutluluğuna bağlı. Siz etrafınızdakilere mutluluk verin ki, onlar da size versinler. Yaşamanın da bundan başka bir amacı yok zaten.”

Ne mutlu ki, balonları sahipleriyle buluşturmayı iş edinen insanların sayısı giderek artıyor. İyilik yapmak için herhangi bir oluşuma ihtiyacımız yok. Ama bazen örgütlü iyilik daha keyifli ve bereketli oluyor. Aşağıdaki bağlantılar, güzel birer başlangıç noktası:

Adım Adım
Good 4 Trust
Paylaşım Ekonomisi
Beyaz Yakalılar Bişi Yapsa