ev

bulaşık, çamaşır, yüzey (cam, halı, yer, fayans, küvet, vs.) temizleyiciler, lavabo açıcılar, tuvalet temizleyiciler, mobilya bakımı…

kişisel bakım

nemlendiriciler, temizleyiciler, maskeler, banyo ürünleri, tıraş ürünleri, deodoran, ağız bakımı, güneş koruması…

anne-çocuk

hamilelik, bebek banyo ürünleri, alt bakımı

gıda ve sağlık

doğal beslenme ve doktorculuk…

hobi

sanat, marangozluk, bahçe, böceksavarlar, evcil hayvan bakımı…

Ana Sayfa» gıda ve sağlık

Yüzme Havuzlarındaki Kimyasallardan Korunmanın 4 Kolay Yolu

| Mayıs 1, 20134 Yorum | 40.583 görüntüleme

Cemreler düştü, karpuz kabuğu denize atılmayı bekliyor. Kabuğun ardından da biz ve çocuklarımız…

Bazen mecburiyetten, bazense “deniz kirlidir” düşüncesiyle yüzme havuzları denize tercih edilebiliyor. “Deniz mi daha kirli, havuz mu?” sorusu ayrı bir yazının konusu… Ama şimdi, şu ya da bu şekilde havuza girmeye karar vermiş olanlar için birkaç uyarı ve önlem…

Başta klor olmak üzere, yüzme havuzlarındaki kimyasalların çoğu sağlığımız için zararlı: Göz kızarması; ciltte kuruma, kaşıntı ve döküntü; aşırı sivilcelenme ve saç renginin açılması gibi nispeten “zararsız” etkilerin yanı sıra, astım krizleri, hormon bozuklukları ve bağırsak florasının değişmesi gibi ciddi rahatsızlıklara da yol açabiliyorlar. Üstelik çocuklar, vücut ağırlıkları nedeniyle havuz kimyasallarından daha fazla etkileniyorlar. Bir araştırma, iki haftada bir, sadece 30 dakika kapalı yüzme havuzunda yüzen erkek çocuklarında hormon bozuklukları görülebileceğini söylüyor.

Benzer şekilde, gerek yutularak gerekse cilt yoluyla vücudumuza giren klor, bağırsak floramızın değişmesine yol açabiliyor. Bu da, sindirim sorunlarından tutun da, bağışıklık sisteminin zayıflamasına kadar bir sürü rahatsızlığa yol açabiliyor.

nirvana_bebek_sualti

Foto: Rock Paper Photo

İşte havuzdaki kimyasallardan daha az etkilenmemizi sağlayacak önlemler:

1. Açık yüzme havuzlarını tercih edin: Kapalı yüzme havuzları, havuzdan buharlaşan kimyasalları hapsettikleri için sağlık açısından daha zararlı.

Bir de dezenfeksiyon için klor yerine tuz, morötesi ışın, ya da iyon kullanan havuzlar türemeye başladı. Bunlar klorlu havuzlar kadar zararlı değil, ama henüz çok yaygın değiller. İlgileniyorsanız “klorsuz havuz” kelimeleriyle bir internet araması yapabilirsiniz.

2. Havuza girmeden önce duş alın: Havuz girişlerinde bulunan bu uyarı ya kulak arkası edilir ya da hafiften aşağılayıcı bulunur. Öyle ya, vücudumuzdaki deodoran, parfüm, sabun kalıntısı gibi kimyasalları temizlemek için düşünülen bu önlem, ister istemez “Sen, bizim havuzumuzdan daha pissin,” mesajını da verir.

Ama siz alınganlık etmeyin, havuza girmeden önce duşunuzu alın. Bu önlemin iki faydası var: Birincisi, cildimiz sünger gibi olduğu için, önce temiz suya maruz kalırsa, zararlı havuz suyunu daha az emiyor. İkincisi, terleme sonucunda cildimizde biriken amonyak, havuzdaki klorla birleştiğinde kloramin adlı zararlı bir kimyasal oluşuyor. Duş almak cildimizdeki amonyağı azalttığından, kloramin oluşumunun önüne geçiyor.

3. Havuza girmeden önce hindistancevizi yağı sürün: Cildimiz “asit bariyeri” adı verilen yağlı bir katmanla kaplı. Bu katman, genellikle alkalin özellik taşıyan “saldırganlara” (bakteriler, virüsler ve bazı kimyasallar) karşı cildimizi koruyor. Gerek sabun, gerekse havuzdaki klor cildin asit bariyerini eritiyor. Dolayısıyla cilt, hem patojen hem de kimyasallara karşı daha korunmasız kalıyor.

Hafif asitli olan hindistancevizi yağı, cildimizin asit bariyerine benzer bir işleve sahip. Üstelik cildimizi güneşin morötesi ışınlarından da bir miktar koruyor. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyoruz.

4. Kloru, C vitaminli bir kremle “etkisiz hale getirin:” C vitamini -ya da kimyasal adıyla askorbik asit-, hem klor hem de kloraminle tepkimeye giren bir kimyasal. Tepkime sonucu ortaya çıkan kimyasal maddelerse oldukça zararsız. Dolayısıyla, havuz sonrası vücudunuza askorbik asit uygularsanız zararlı kimyasallardan büyük ölçüde kurtulmuş oluyorsunuz.

Peki askorbik asiti nereden bulacaksınız? Çok basit! Suda çözünebilen bir C vitamini tabletini alın (çiğneme tableti veya efervesan) ve bir bardak suda eritin. Sonra bu suyu bir sprey şişesine doldurup, havuzdan çıkınca cildinize ve saçlarınıza sıkın. Efervesan tablet kullandıysanız, sıvıyı sprey şişesine doldurmadan önce gazının kaçmasını bekleyin.

Bu işlemden sonra portakal kokulu ve yapış yapış bir cilde (ve saçlara) sahip olacaksınız! Duş almayı ihmal etmeyin.

Kaynak:
Holistic Squid

  • Ferya

    Haarikasiniz haarika bu gune dek cevap aradigim o kadar cok soruya cevap buldumki size sarilmak istiyorum 🙂

    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0 (from 0 votes)
    • zehirsiz_evin_hanimi

      Ne mutlu bize 🙂

      VA:F [1.9.22_1171]
      Rating: 0 (from 0 votes)
  • Feheda Şayan Dirik

    ellerinize sağlık,, peki çeşmelerimizden akan bolca klora ne demeli :/ ! öyle keskin kokuyor ki sanki bir yerlere çamaşır suyu dökülmüş!. bu konuda örgütlenebilsek keşke, belediyelere baskı yapabilsek… şu EM nedir? ne söyleyebilirsiniz? hakkında söylenenler doğruysa, en doğru çözüm gibi. teşekkürler ve kolaylıklar 🙂

    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0 (from 0 votes)
  • aysegul

    Ellerinize saglik cok yararli bir konuya deginmis ve cozum getirmissiniz birseye cozum getirmek ancak bilgi ve tecrube isidir tesekkur ederim tum okuyucular adina

    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0 (from 0 votes)