Anasayfa / gıda ve sağlık / gıda / Trans Yağ Savaşı’nın İç Yüzü

Trans Yağ Savaşı’nın İç Yüzü

ABD’de pek çok gıda maddesini etkileyecek yeni bir kanuni düzenleme hazırlığı var: Gıda ve İlaç Dairesi (Food and Drug Administration; FDA), ülke genelinde trans yağların kullanımına karşı mücadele başlattığını duyurdu. Medikal Akademi’nin haberine göre FDA, “Amerika genelinde yaygın olan damar tıkanıklığı ve kalp krizi vakalarından trans yağların sorumlu olduğunu belirtti. FDA’nın trans yağlara getirdiği bu kısıtlamayla ABD’de yılda 20 bin kalp krizi ve 7 bin kalp hastalığı kaynaklı ölüm önlenmiş olacak.”

Kulağa hoş geliyor değil mi? Ne yazık ki kimilerine göre FDA bu kararı, halkın sağlığını değil bazı şirketlerin kârlılığını korumak için aldı. FDA’nın açıklaması dikkatlice okunduğunda, kısıtlamanın trans yağlara değil, bu yağların temel kaynağı olan kısmi hidrojenize yağlara ilişkin olduğu anlaşılıyor. Çünkü trans yağlar zaten bazı gıdalarda doğal olarak bulunuyor. Örneğin dana ve kuzu eti, ya da süt ve tereyağı.

margarinFoto: wikipedia.org

Halk arasında “margarin” olarak bilinen kısmi hidrojenize yağlar, dondurulmuş pizzadan kahve kremasına kadar pek çok üründe kullanılıyor. Daha doğrusu, kullanılıyordu. Bir süredir gıda üreticileri, halk arasında bu yağlara karşı oluşan tepki nedeniyle kendiliklerinden kısmi hidrojenize yağlardan uzaklaştılar. 2011’e gelindiğinde, süpermarket raflarındaki gıdaların %66’sı ya çok az trans yağ içeriyordu ya da tamamen trans yağdan arındırılmıştı.

Ancak trans yağlardan vazgeçmek, ürün maliyetini artırıyordu. Çünkü palm yağı gibi maliyeti yüksek yağlar tercih etmek zorunda kalıyorlardı. Tabii Monsanto ve DuPont, yardımlarına koşana kadar!

Monsanto ve başlıca rakibi olan DuPont, bir süredir genetiği değiştirilmiş yeni bir soya türü üzerinde çalışıyorlar: Trans yağ içermeyen soya. Monsanto’nun ürünü Vistive Gold Soya olarak biliniyor. Plenish High Oleic Soybean Oil adıyla pazarlanan DuPont ürünü de benzer özellikler taşıyor. Palm yağı ve benzeri yağlara kıyasla çok daha düşük maliyetli olan bu yağlar, hem üreticilerin kârlarını korumasını sağlıyor, hem de Monsanto gibi tarım devlerine yeni satış kapıları aralıyor.

Şimdi diyeceksiniz ki, ABD’de margarin yapımında kullanılan soya ve mısır yağları zaten GDO’lu ürünlerdi. Yani değişen birşey yok. Bir GDO gidiyor, yerine başkası geliyor. Orası öyle, ama asıl dikkat çekmek istediğimiz konu, FDA’nın aldığı kararlarda halk sağlığını gözetmekten çok, bir yandan küçük çiftçiyi ve üreticiyi yok eden, diğer yandan da GDO’larla sağlığımızı tehdit eden kurumları destekliyor olması.

Tabii esas korkumuz, benzer senaryoların “pek yakında bu sinemada” gösterime girmesi…

Kaynak:
Alliance for Natural Health
 

Check Also

Greenpeace, Give Me Some Peace!

İngilizce başlık için baştan özür... Tepemin attığı bir anda yazmıştım. Sonradan sinirim geçince yayınlamadım yazıyı. Şimdiyse olayın kendisi için değil, ama hoşlanmadığım bir zihniyeti örneklemek için yayınlıyorum. Vapur çıkışında, kalabalık caddelerde önünüzü kesen, konuşa konuşa sizinle birlikte metrelerce yürüyen yeşil tişörtlü çocuklar var ya, onlardan biri attırdı tepemi. Greenpeace gönüllüsü gençlerden söz ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir