Anasayfa / Gıda ve Sağlık / gıda / Midye Yiyeceğinize Pil Emin!

Midye Yiyeceğinize Pil Emin!

Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi Projesi’nin (MAREM) Başkanı hidrobiyolog Levent Artüz’ün bu sözleri dün sosyal medyaya bomba gibi düştü. Artüz, denizlerimizde etkin bir arıtma sistemi kullanılmadığı için, Marmara Denizi’nden çıkan midyeleri yemenin, pil emmekten daha zararlı olduğunu söylüyordu.

midye

Foto: importedfood.co.uk

Bizim arıtma sistemi diye bildiğimiz şeyler, bütün pisliği toplayıp suyun 65 metre dibine basan kolektörler ve pompalama istasyonlarıymış meğer. İlk olarak 1980’lerde İstanbul kanalizasyon projesi master planında değişiklik yapılarak, arıtma sistemleri kurmak yerine atıkların Boğaz’daki alt akıntıyla taşınmasına karar verilmiş.

Bunun sonucu olarak, Marmara Denizi iyice kirlendiği gibi, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarına göre, tüp geçitle beraber daha da vahim sonuçlar doğacakmış. Marmara önemli bir koridor olduğu için Akdeniz ve Karadeniz sıradaymış.

Bu kirliliğin elle tutulur sonuçlarına gelince… Kum midyesi, istiridye, kara midye gibi çift kabuklularda biriken toksin miktarı öyle artmış ki, 90’lı yılların ortasından beri Marmara Denizi’nden çıkarılmaları yasakmış. 20 yıl önce bulunan 124 tane ekonomik öneme sahip balık türü, 1,5’a inmiş. Kirliliğe en dayanıklı türler çoğalırken, diğerleri yok olmuş. Pek çok İstanbullu dülger, fenerbalığı, kılıçbalığını yiyememiş; kömürcüm karası, çakal eriği gibi Boğaz’da çıkan balık türlerininse adını bile duymamış.

Artüz, gelişen teknoloji yüzünden bugün kullandığımız deterjan, parlatıcı, lavabo açıcı gibi kimyasallarla evsel değil sanayi atığı seviyesinde kimyasal atık ürettiğimizi söylemiş. 1980’lerde kurmamız gereken biyolojik arıtma tesislerini bugün kurduğumuzu, oysa bugün artık kimyasal arıtma sistemleri kurmamız gerektiğini de eklemiş.

 

Kaynak:
t24.com.tr

Bu Yazı İlginizi Çekebilir

Kanun Namına Emzir Bebeğini

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Çocuk Hakları Yasası’na ilginç bir madde eklendi: BAE vatandaşı tüm anneler, kanunen bebeklerini emzirmek zorundalar. Türkiye'de de çocuk doktorları, bebeği ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslemeyi, iki yaşına kadar da emzirmeye devam etmeyi tavsiye ediyor; anneler de kendi iç seslerine ve koşullarına göre benzer bir program uygulamaya çalışıyor. Fakat bebeklerin anne sütü emme hakkını kanunen korumaya kalkmanın arkasında sanki doğal beslenme kaygısından öte bir şeyler var...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir