ev

bulaşık, çamaşır, yüzey (cam, halı, yer, fayans, küvet, vs.) temizleyiciler, lavabo açıcılar, tuvalet temizleyiciler, mobilya bakımı…

kişisel bakım

nemlendiriciler, temizleyiciler, maskeler, banyo ürünleri, tıraş ürünleri, deodoran, ağız bakımı, güneş koruması…

anne-çocuk

hamilelik, bebek banyo ürünleri, alt bakımı

gıda ve sağlık

doğal beslenme ve doktorculuk…

hobi

sanat, marangozluk, bahçe, böceksavarlar, evcil hayvan bakımı…

Ana Sayfa» gıda, gıda ve sağlık

Midye Yiyeceğinize Pil Emin!

| Ekim 2, 2013Yorum Yok | 5.422 görüntüleme

Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi Projesi’nin (MAREM) Başkanı hidrobiyolog Levent Artüz’ün bu sözleri dün sosyal medyaya bomba gibi düştü. Artüz, denizlerimizde etkin bir arıtma sistemi kullanılmadığı için, Marmara Denizi’nden çıkan midyeleri yemenin, pil emmekten daha zararlı olduğunu söylüyordu.

midye

Foto: importedfood.co.uk

Bizim arıtma sistemi diye bildiğimiz şeyler, bütün pisliği toplayıp suyun 65 metre dibine basan kolektörler ve pompalama istasyonlarıymış meğer. İlk olarak 1980’lerde İstanbul kanalizasyon projesi master planında değişiklik yapılarak, arıtma sistemleri kurmak yerine atıkların Boğaz’daki alt akıntıyla taşınmasına karar verilmiş.

Bunun sonucu olarak, Marmara Denizi iyice kirlendiği gibi, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarına göre, tüp geçitle beraber daha da vahim sonuçlar doğacakmış. Marmara önemli bir koridor olduğu için Akdeniz ve Karadeniz sıradaymış.

Bu kirliliğin elle tutulur sonuçlarına gelince… Kum midyesi, istiridye, kara midye gibi çift kabuklularda biriken toksin miktarı öyle artmış ki, 90’lı yılların ortasından beri Marmara Denizi’nden çıkarılmaları yasakmış. 20 yıl önce bulunan 124 tane ekonomik öneme sahip balık türü, 1,5’a inmiş. Kirliliğe en dayanıklı türler çoğalırken, diğerleri yok olmuş. Pek çok İstanbullu dülger, fenerbalığı, kılıçbalığını yiyememiş; kömürcüm karası, çakal eriği gibi Boğaz’da çıkan balık türlerininse adını bile duymamış.

Artüz, gelişen teknoloji yüzünden bugün kullandığımız deterjan, parlatıcı, lavabo açıcı gibi kimyasallarla evsel değil sanayi atığı seviyesinde kimyasal atık ürettiğimizi söylemiş. 1980’lerde kurmamız gereken biyolojik arıtma tesislerini bugün kurduğumuzu, oysa bugün artık kimyasal arıtma sistemleri kurmamız gerektiğini de eklemiş.

 

Kaynak:
t24.com.tr