ev

bulaşık, çamaşır, yüzey (cam, halı, yer, fayans, küvet, vs.) temizleyiciler, lavabo açıcılar, tuvalet temizleyiciler, mobilya bakımı…

kişisel bakım

nemlendiriciler, temizleyiciler, maskeler, banyo ürünleri, tıraş ürünleri, deodoran, ağız bakımı, güneş koruması…

anne-çocuk

hamilelik, bebek banyo ürünleri, alt bakımı

gıda ve sağlık

doğal beslenme ve doktorculuk…

hobi

sanat, marangozluk, bahçe, böceksavarlar, evcil hayvan bakımı…

Ana Sayfa» bahçe, gıda, gıda ve sağlık, pestisit (böcek ilacı)

2012 Yazının Polemiği: Organik Yesek mi Yemesek mi?

| Eylül 24, 2012Yorum Yok | 3.679 görüntüleme

Yaz rehaveti, virüs saldırıları, virüs temizleme operasyonundan sonra işlemez olan kısımların tamiri derken çok uzun bir ara verdik. Geri dönüp 2012 yazının önemli gelişmelerine bakınca, bir polemik, bir büyük haber, bir de yeni rehber geliyor benim aklıma. Polemikle başlayalım…

Foto: change.org

Her şey Stanford Üniversitesi mensubu bir grup araştırmacının Annals of Internal Medicine dergisinde bir makale yayınlamasıyla başladı. Makalenin başlıca bulgusu, organik gıdanın besin değeri açısından alışılageldik yöntemlerle üretilen gıdaya karşı avantajı olmadığıydı.

Sonra New York Times Gazetesi köşe yazarı Roger Cohen, söz konusu makaleyi referans göstererek, “Organik Gıda Masalı” başlıklı bir yazı yazdı ve organik gıdanın daha sağlıklı olmadığını, bunu savunanların “sahte bilime dayalı bir ideolojinin neferleri” olduklarını iddia etti. Organik gıdanın “geleceği olmadığını” da belirtmeyi ihmal etmedi.

Ve sonra olanlar oldu…

Change.org internet sitesinde binlerce kişinin imzaladığı bir açık mektup yayınlandı. İstekleri, “ölümcül hatalar içeren” bu makalenin geri çekilmesi, “tarafsız bir kurulca” incelenmesi ve kurulun vardığı sonuçların basın yoluyla halka duyurulmasıydı.

Açık mektupta, makale yazarlarından birine de “yalancı” yaftası yapıştırılıyordu: İddialara göre Dr. Ingram Olkin, 1970’li yıllarda büyük sigara şirketleri için, sigaranın sağlığa zararı olmadığını “kanıtlayan” bir istatistiksel model yaratmıştı. Stanford Üniversitesi’ninse Cargill adlı şirketle “derin bağları” nın olduğu belirtiliyordu (Cargill, GDO’lu gıdaları savunan başlıca şirketlerden).

Gerçekten de organik gıda konusu, gerek lehte gerek aleyhte, pek çok kişinin şiddetle, hatta fanatikçe savunduğu bir konu. Peki sakin kafayla oturup yazılıp çizilenleri incelediğimizde nasıl bir sonuca varıyoruz?

Öncelikle, Stanford’lı araştırmacıların yayınladığı makalenin bir meta analiz olduğunu belirtmek gerekli. Yani araştırma, organik ve organik olmayan gıdaları laboratuvara sokup incelemiyor; daha önce aynı konuda yayınlanan makaleleri inceleyerek, ortak noktalarını ve genel sonuçlarını tespit etmeye çalışıyor. Bu tür makalelere bilim dünyasında sıkça rastlansa da söz konusu analiz türünün kronik sorunları olduğunu unutmamak gerek.

Meta analiz yapan araştırmacılar, inceleyecekleri tüm makalelerin ölçtüğü ortak değişkenler bulmak zorundalar. Stanford’lı araştırmacılar da oldukça az sayıda değişkeni ele alarak, organik gıdaların besin değeri bakımından daha üstün olmadığı sonucuna varmış. Bununla birlikte, gerek pestisit içeriği gerekse antibiyotiklere dirençli bakteriler açısından, organik gıdaların avantajlı olduğunu belirtmiş.

Yani farklı çevreler, sonuçların kendi işlerine gelen tarafına odaklanarak, bilinçli veya bilinçsiz olarak sansasyon yaratmış. Özetle bizim anladığımız şu: Sırf daha iyi beslenmek için organik gıda yiyorsanız, kazıklanıyorsunuz. Ama bünyeye daha az böcek ilacı ve daha az antibiyotiğe dirençli bakteri almayı tercih ediyorsanız, organikten -şimdilik- şaşmayın.

Kaynak:
Los Angeles Times