ev

bulaşık, çamaşır, yüzey (cam, halı, yer, fayans, küvet, vs.) temizleyiciler, lavabo açıcılar, tuvalet temizleyiciler, mobilya bakımı…

kişisel bakım

nemlendiriciler, temizleyiciler, maskeler, banyo ürünleri, tıraş ürünleri, deodoran, ağız bakımı, güneş koruması…

anne-çocuk

hamilelik, bebek banyo ürünleri, alt bakımı

gıda ve sağlık

doğal beslenme ve doktorculuk…

hobi

sanat, marangozluk, bahçe, böceksavarlar, evcil hayvan bakımı…

Ana Sayfa» etkinlik

Çanakkale EkoKadın Buluşması

| Ekim 10, 2013Yorum Yok | 1.648 görüntüleme

Geçtiğimiz Mart ayında İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz EkoKadın buluşmasını bazılarınız hatırlayacaktır. Benim de konuşmacı olarak katıldığım bu buluşmanın ilk gününü burada ve burada biraz anlatmıştım.

5-6 Ekim’de, Çanakkale’de, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Çanakkale Ekolojik Yaşam İnisiyatifi (ÇAYEK) işbirliği ile, Pan Görsel Sanatlar Atölyesi ev sahipliğinde ikinci EkoKadın buluşması yapıldı. Etkinlik hakkında böyle bir de haber çıktı. (Güncelleme 14.10.2013: İlknur da böyle bir yazı yazdı.)

ekokadın-canakkaleFoto: Elif Balçık

Program aşağı yukarı İstanbul’dakiyle aynıydı. Ama tabii katılımcılar farklı olduğu için farklı sohbetler, farklı tartışmalar yaşandı. Örneğin Çanakkaleli EkoKadın’lardan bazıları, bu eğitimin yalnız kadınlara yönelik olmasına biraz içerlemişti. Bir kısmı iyi niyetle, sevgiyle, eşlerini de dahil etmek istiyordu. Bir kısmıysa “Bütün bunları öğrenmek neden kadının görevi olsun canım?” gibi bir isyan içindeydi. Halbuki ilk buluşma için yazılan metne göre, hedef, geleneksel cinsiyet rollerini pekiştirerek kadını eve bağlamak, güçsüzleştirmek değil, kadının evrimsel olarak sahip olduğu bazı becerilerin ve gücün farkında olmasını sağlamaktı:

Doğanın, toprağın bilgisini taşıyan kadınların, geleneklerin aktarılmasında da çok önemli rolü vardır. Evlerimizi ve dolayısıyla dünyamızı “yuva” haline getiren, kadınlardır. Dolayısıyla kadınlar sadece üretimi değil, tüketimi de şekillendirirler. Kadınlar nasıl isterlerse dünya öyle bir yer olur!

Bu tartışma, kadın ve erkek rollerinden söz etmektense, her kadının ve her erkeğin içinde bulunan dişil ve eril enerjilerden söz etmenin daha doğru olacağı uzlaşmasıyla son buldu.

Bu defa Güneşin’in (Aydemir) konuşmasında “yutak” kavramı ön plana çıktı. Yutak, herhangi bir ekosistemin kendi kendini onarabilme kapasitesi. Sınırlı kaynakları tüketiyoruz, evet, ama bunu yaparken bir de yutakları dolduruyoruz. Çünkü yutaklar da sınırlı.

Bunun dışında, eski bir reklam yazarı olan Emel (Kızılcık), günah çıkarırcasına, bugün hayatımızdan çıkarmaya çalıştığımız markaları sattırmaya uğraşmaktan ve “satın almak için sisteme hizmet etmekten” nasıl vazgeçtiğini anlattı. Şu anda Bayramiç’te tamamen ekolojik bir yaşam sürüyor ve mümkün olduğu sürece satın almıyor. Sevgi (Akar), gıda muhafaza etme yöntemlerini anlattı (ve bana kendi üretimi olan pek değerli bir hediye verdi!). Dünyayı Kurtaran Kadınlar‘dan İlknur, kompost yapımı ve “kadınlık halleri” hakkında bilgi verdi. Güneşin’le Oya (Ayman) ayrıca beraber ve solo olarak gıda katkı maddelerinden ve toplum destekli üretim ve kullanım sistemlerinden söz ettiler. Elif Alın ise homeopati hakkında bilgi verdi.

Oya ayrıca, Stanley Milgram’ın 1960’larda Yale Üniversitesi’nde yaptığı sosyal psikoloji deneylerinden söz etti. Otoriteye itaat davranışlarının araştırıldığı bu deneylerden birinde, bir “öğretmen” (denek) ve bir “öğrenci” var. Öğretmen, öğrenciye sorular soruyor. Cevapları doğru bilemezse öğretmenin öğrenciye 15 volt ile ölümcül 450 volt arasında bir elektrik şoku verme yetkisi var. Araştırmacı, bu konuda kararın öğretmene, sorumluluğun ise tamamen kendisine ait olduğunu söylüyor.

Deneyden önce, psikologlara, deneklerin 450 voltluk maksimum şoku vermeye karar verme ihtimalinin ne kadar olduğu sorulduğunda %1 gibi bir yanıt alınıyor. Gelin görün ki, deney sırasında deneklerden %65’i bu şoku veriyor!

Milgram şöyle yazmış: “Sadece işlerini yapmaya çalışan ve karşılarındakine karşı özel bir düşmanlık beslemeyen sıradan insanlar, korkunç yıkıcı bir süreçte aracı haline gelebilirler.” Pek çok şey düşündürüyor…

Sonradan deney, ikili-üçlü gruplarla da tekrarlanıyor. Öğretmenin beraberindekiler maksimum şoku vermeye niyetliyse, öğretmenin de bu kararı verme ihtimali bir hayli yükseliyor. Ama her şey o kadar da karanlık değil: Beraberindekiler otoriteye karşı çıkarsa, öğretmenin öldürücü şoku vermekte ısrar etme oranı %10’a düşüyor.

“Ben tek başıma bu dünyada neyi değiştirebilirim ki?” diyenler durup bir kez daha düşünse yeri…